Aşkın olduğu yerde aklın işi yoktur der aşkname… Ondan mı
acaba; aşk bedeni terk edince görülür, görülmesi muhtemel ama zamanında hiç
görülmemiş gerçekler… Fark ettim bende ey eski yar! Tamamıyla arınmışım
sevginden şimdilerde daha iyi fark ettim. Üzüldüm kendime. Beni
bencilliklerinin arasına sıkıştırıp nasılda hırpalamışsın meğer. Ne kadar
kırıldığımı sanki şimdi yeniden ve yeniden kırılarak anlamlaştırıyorum.
Utanıyorum…
Senin için kendi karakterimden vazgeçtiğim dönüm noktalarını
hatırladıkça eziliyorum kendime… Hakkımı zerre helal etmek istemiyorum. Bilsen
ki senin yüzün asılmasın diyeydi hepsi acaba takdir eder miydin beni! Ne çok
yükselttin sesini. Pul kadar anlamı olmayan şeyler için ne çok kırdın kalbimi…
Benim iyiliğimden faydalandın. Her şeyin sorumlusu yaptın
hiç umursamadan. Davalar hiç bitmedi. Hâlbuki ben sadece bir kez olsun içinde “sen”
diye başlayan suçlamaların olmadığı masum şeyler istemiştim.
Sanırım çok şey istedim.
Ya da yanlış kişiden istedim…
Amak-ı Hayal
Amak-ı Hayal
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
Sil