Bugün benim doğum günüm.
Sonbaharla başladı yine yolculuğum. Başladığım noktaya farklı ama bir o
kadarda aynı bir ben olarak geri döndüm ve kaldığım yerden devam ediyorum. Dünümü bugünümle tartıyorum ve bir üstadın da
dediği gibi “elde var demeyi unutmadan” hesaplaşıyorum kendimle. Bazen eksik bazen
fazla çıkıyor demek istesem de diyemiyorum. Eksik desem hadsizlik fazla desem
nefsani… “Derdi, davası dünya olmayan
herkes gibi araftayım. Ne buralı olabiliyorum ne de oralı olmanın hakkını verebilmiş
değilim” diyor yine çok sevdiğim bir üstat. Ne de haklı. Araf bitmiyor. İnsan öğrenemiyor,
öğrendiğini uygulayamıyor. Uygulama yoksa zaten öğrenmiş sayılmıyor.
Evet, bugün benim doğum günüm. Tüm eksiklerimle kucaklaşma
vakti. Gelecek kaygısı meğer iman zayıflığıymış attım gitti. Hz. Musa kavmi
için Allah’tan yemek istediğinde onlara kudret helvası ile bıldırcın eti
gönderilmişti. Her gün düzenli olarak verilen bu nimeti İsrailoğulları aç
gözlülük ve ya yarın gelmezse endişesiyle saklamak istediler. Allah rızka kefildi
ve yarınların kaygısı helaka sebep oldu. Ben dün Musa’nın kavminden herhangi
bir kimse gibiydim, fark ettim… Belki dedim, bugün, o kavimden doğan iman etmiş
çocuklardan biri olabilirim. Ümitliyim… Yarının kaygısıyla bugünü ziyan
etmeyeceğim…
Keşke onu alsaydın, kaçtı, kaçırdım, gitmeseydim,
almasaydım, yapmasaydım, orda olmasaydım-ların komikliğine bugün sadece
gülüyorum. Hayatı ne kadar da kendi kontrolümüz altında sanıyoruz. Hayat kocaman
bir kader kazanı ve içine atılacaklar, canına karışacaklar, iz bırakanlar, yok
olanlar, alıp giyemediklerin, vermek isteyip veremediklerin, söylemek isteyip
söyleyemediklerin, susmak isterken konuştukların, olmadık yerde tanışıp
kaynaştıkların, veda ettiklerin, terk edenlerin, kaçan iş fırsatların, evleneceğin
adam ya da kadın, sahip olduğun kedin… Sen seçtin öyle mi? Bugün hepsine
gülüyorum. Evet, aslında sen seçtin ama senden önce kaderin sahibi seçeceğini
bildi… O zaman aslında sen seçmiş sayılır mısın? Peki, bunun cevabı kontrol
sendeyken bile aslında sende değil mi demektir? Rahatla ve aslında her şeyin bir kader
olduğuna ve aslında rızkın ve nasibin doğrultusunda yaşadığını bilmenin
keyfiyle şükret…
Bugün geç kalınmış bir doğum günü kutluyorum. Değişimi değil
gelişimi kucaklıyorum. Herkesi hoş kendini boş görme vakti. Hiçlik bizi yok
edene dek, varlık manasız olana dek, hakikat bir olana dek, her şey gibi
başlangıç noktasına ulaşana dek…
Muhabbeti bulana dek...
Sevgiye varıp onda kalana dek, devam...
~S'özde Yazar~
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
Sil