yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.01.2014

Kaybettim

Herkesin bir eşikte geride kaldığı o günde anladım.
Anladım ki sınırlar varmış bedende ve ruhlar âleminde.
Bir kıvılcım bin bir ümit varmış gerçeği kabullenemeyen zihinlerde…
Özelliklede benim solgun yüreğimde.
İşte o gün anladım ki geriye kalan en baki şeymiş sevgi.
Ansızın yalnız kalan bedenimi sıcak tutacak tek şey olmuş sevgisi.
Yolunu daha önce bilmediğim, bilmek istemediğim, geniş hektarlı; altı kemik üstü toprak yollara düştü yolum.
Düştüm...
Öylece giderken zırhlar içinde beyazlara sarılı sevgili, ben derinlere doğru uzun uzun düştüm.
Kimseler görmedi.
Ve belki de o günden sonrada bende ki o bitik beni kimse görmeyecekti.
Bağlanmakmış kaybetmek meğer.
Belki de sadece tenine hasret kalmaktır.
Bildiğim tek şey kokusuna ikame edilmeyen şeyin yokluğu çok can acıtır.
Ne vakit bunu öğrenirse büyüyor insan.
Bir gün gidebilecek tüm sevgilileri daha çok sarıp sarmalıyor.
Bir tür hastalık oluveriyor kaybetme korkusu yavaş yavaş.

Arkası da önü de aynı bu hayatın.
Karanlıklı kısmında uykuya dalıyor gelgitler.
Aynı kâbuslara uyanıyor yalnızlığı(m)n.
Bir mahşer kalabalığı gibiyken etrafın, bir soğuk yatağın sağında kalıveriyorsun hareketsiz.
Bil ki artık sana dokunamayacak olmak çok acıtıyor.
Seni vedaya teslim etmek ağırıma gidiyor.



Amak-ı Hayal

1.12.2013

Saklambaç

Bir ağaca doğru yumdum gözlerimi.
Acı bir söğüt kokusu alıyorum.
Saymaya devam ediyorum yirmi sekiz yirmi dokuz önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe…

Saklanmadın…
Ya hiç saklanmadın ya da hep bildiğim yerlere saklandın.
Ya ben seni iyi tanıyordum ya da sen beni yormak istemiyordun
Velhasıl bir oyunun tek ebesi oluşumun sebebisin sen
Kaçarken aslında yakınlaşmak nasıl olur senden öğrendim ben.
Bir gün geldi kaybettim seni
Oysa hep aynı yere saklanacağından o kadar emindim ki

Ne zaman orda olmayacağını kabullenmeye kalksam duvarlara dönüyorum yüzümü
Kulağıma fısılda diye bekliyorum rakamları
Arama başka yerler ne olursun
O kadar alıştım ki bıraktığım yerde bulmaya
Gitme ne olursun
Ellerimi yüzüme son kez kapatıyorum
Son rakamı söylüyorum
Seni çok özlüyorum...

Dinlenesi
Amak-ı Hayal

30.12.2011

Sevgili Blog! [Evdeki kronik mutsuzluk (-ğ-um ) ]

Sevgili Blog,
Hayat su gibi akıp geçiyor. Su gibi kısmı var ya işte ben ondan nefret ediyorum çünkü babam günde beş posta ders çalışmam için bunu bana yeterince hatırlatıyor! Kaç gündür ne yazayım diye düşünüp duruyorum. Bazen yazacağım konulara yetişemezken bazen de böyle bloke olabiliyorum. Bunu yaşayanlarınız var mı bilemiyorum. Belki de ben buraya yazacaklarımı çok önemsiyorum bundan kaynaklanıyor olabilir.

Sıkılıyorum blog!
 Valla billa bu evde çok sıkılıyorum. Herkes çok konuşuyor ve boş konuşuyor. Bunalıyorum... Beynimi kemirdiklerini hissediyorum. Babamın kırkını geçince huyu değişti. Adam her şeye karışıyor. Örnek vereyim mi? Mesela çöpleri buraya at diyor, yemeği günlük yap diyor, burayı düzelt diyor, arayıp bazen dışarı çık bugün istersen diyor, hava güzel kombiyi kapat diyor, artan yemeği bir kaba doldurup dolaba koy diyor. Daha neler neler... Her şeyi ama her şeyi söyleme gereksinimi duyuyor hayır işin tuhafı ben bir başağım duymayan kalmadı bunu başaklar her işi söylenmeden zaten mükemmel yapar. Bana demese de o işler yapılır. Bardağına su dolduruyorum tam ağzına kadar geliyor bana yeter kızım tamam diyor. Ya hu zaten başka şansım mı var doldu bardak tabi ki daha fazla doldurmıcam! Bir örnek daha vereyim dışarı çıktım ama karanlığa kaldım diyelim babam arıyor neden geç kaldığımı açıklıyorum ve otobüste olduğumu belirtiyorum, bana bunu belirttiğim halde "çabuk gel" diyor. Otobüsü ben kullanıyorum sanki. Bu söze deliriyorum. Saçma değil mi? Çabuk nasıl gelebilirim? Hemde bunu her seferinde yine aynı şekilde  söylüyor...

Yalnızım blog,
Valla billa bu saçmalıkların içinde ben çok yalnızım. Hiç halden anlayan yok. Alıngan ve konuşmayı seven bir annem var üstüne böyle acayip bir babam var. Uzlaşmakta öylesine zorlanıyorum ki. Onları idare etmek çok zor. Anne babalar çocuklarını anlamak için yol, yöntem ararken bizim evde olaylar tersine işliyor. Ben yol, yöntem arıyorum bunlar nasıl aşılır ya da bu rutin kalıplaşmış cümlelere nasıl sabır gösterilir diye... Sonra bana evde asık suratlı ve asabi diyorlar. Bütün gerilimi ben yükleniyorum evde. Her şeye koşturmaya çalışıyorum, hepsini idare etmeye çalışıyorum...

Ahh! Blog,
Alıp başımı nerelere gideyim bilmiyorum. Bildiğim tek şey artık sabır gösteremiyorum. Bunlar kulağa sıradan ve önemsiz gelebilir aslında bu kadar pimpirikli, detaycı, her şeyi söyleme ve hatırlatma gereği duymaları belki de dert edilecek beni buhranlara sokacak bir husus değildir. Ama ne var ki her gün damlayan su mermeri nasıl eritebiliyorsa bu söylediklerimin de her günümde yer alması benim sabrımı öylece eritiyor. Eşek değilim ben; kavgada ettim, konuştum da ama değişmiyor...

Değişmiyor...
Çok sıkılıyorum blog.
Ama bu hiç bir şeyi değiştirmiyor...

Sevgiler,
Fondaki inilti tık tık...
Yazan: Amak-ı Hayal...